kok kbt

Psikolog Fatih Burak Görkem Deniz'in yazısı

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (Attention Deficit Hyperactivity Disorder) Nedir ?


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ; gündelik yaşamı , akademik başarıyı,
iş yaşamını ve sosyal hayatı doğrudan etkileyen ciddi bir nörogelişimsel rahatsızlıktır.
Günümüzde yapılan araştırmaların neticesinde ve DSM-5 tanı kitabıyla artık “ Nörogelişimsel
Bozukluk” ile sınıflandırılmıştır . 1
Yapılan araştırmalar ile çocukların %8-10’unda, gençlerin %6-8’inde, yetişkinlerin
%4-5’inde DEHB olduğu saptanmıştır. 2 Dikkatsizliğin yoğun olduğu , hiperaktivitedürtüselliğin
yoğun olduğu ve bileşik tipte çocuklar da olabilmektedir.
Ne değildir ?
-DEHB tanısı,çocukların/bireylerin yüksek IQ(I ntelligence Quotient) skorunu ve düşük IQ
skorunun olduğunu belirtmez.
-Okul çağı bitince hiperaktivitenin azaldığı görülür lakin dürtüsellik-dikkat eksikliği devam
edebilir.Kısacası sadece çocuk dönemi dönemi rahatsızlığı değildir tedavi süreci gereklidir.
-Birey veya çocuk yaptığı yanlış davranışları kasti yaptığı ya da gerekli disipliner aile tutumu
olmadığı kanısı tamamiyle yanlıştır çünkü bu bir rahatsızlık olduğundan dolayı beyin
yapısında nörokimyasal yapısının diğer insanlardan farklı olduğu araştırmalarla kanıtlanmış
ve çocuğun/bireyin şikayet edilen davranışları elinde olmadığı bilinmelidir.
Nasıl anlaşılır?
Öncelikle alanında uzman kişilerin , daha öncesinde benzer tanılar alan çocuklarla ya
da bireylerle çalışmış kişilerin eşliğinde gerekli görüşmeler, testler ve öğretmen görüşlerini
de değerlendirerek karar verilmektedir.
12 yaşından önce belirtilerin bazı belirtilerin görülmesi ve gerekmektedir .Kısacası
her hareketli davranan çocuk/birey hiperaktif değildir.
Bu belirtileri gündelik yaşamdan esinlenerek örnek vermek gerekirse ;
● Ayrıntılara özen göstermeme
● Basit hatalar örneğin yazı yazarken noktalama işaretlerini unutması, sınav kağıdına
ismini yazmayı unutması , test sırasında işaret kitapçığında kaydırma yapması
● Komut ve yönergeleri unutmak veya eksik yapmak örneğin ; çanta ve montunu
getirmesini istendiğinde sadece çantasını getirmesi , okul materyallerini(kalem,silgi ,
defter) sürekli kaybetmesi.
● Zaman yönetiminde güçlük çekmesi .
● Giysilerini giyerken uzunca zaman kaybetmesi özellik ince motor beceriler gerektiren
düğme ilikleme, ayakkabı bağlama, fermuarı çekme konularında zorlanması veya
uygun zamanda yetişememesi .
● Yemek sırasını beklerken sıkılması, sorular bitmeden cevap vermesi.
● Kendisine doğrudan hitap edilirken, “dinlemiyormuş” gibi gözükmesi ve göz
temasının az olması.
● Konuşurken sırasını beklemekte güçlük , çok fazla konuşmak veya soru sorması
● Bir anda bir sürü görevle uğraması örneğin ders çalışırken arkadaşıyla mesajlaşması
bunları yaparken sürekli dikkat yoğunluğunu kaybederek istenilen sonuca
gidememesi.
● Defter ve odası oldukça dağınık, yazısı ise çirkin ve düzensiz olabilmektedir.
Bu belirtileri izlem yaparken kişinin veya çocuğun yaşını, eğitim düzeyini,
sosyo-ekonomik durumu ve en önemlisi ise başka bir rahatsızlığının da olmadığı kesinlikle
araştırılmalı ve detaylı bir şekilde değerlendirilmelidir ek olarak, DSM 5’e göre tanılama
şartlarını karşılamalıdır.
Diğer taraftan , kalıtımsal özelliklerin de etkili olduğu araştırmalarla doğrulanmış ,
akraba veya yakınlarında benzer problem yaşayan kişiler olduğunu görmekteyiz. Hastaların
%60’ından fazlasında DEHB erişkinlik çağında da devam eder.. DEHB’nin kalıtımsal
özellikleri üzerinde çalışmalar ilerlemektedir. Kalıtımın bozukluk gelişimindeki rolü
nedeniyle, aynı ailede tanı konulmamış yeni hastaların ayırt edilerek tedavileri mümkün
olabilmektedir . 3
Tedavisi nasıl olur?
Çoğu rahatsızlıkta olduğu gibi erken tanı ve uzun süreli tedavi önem arz etmektedir ,
bu süreçte ailenin, çevresinin(öğretmenleri , sosyal çevresi) en önemlisi ise rahatsızlığı olan
çocuğun veya bireyin gerekli bilgilendirilmesi ve rahatsızlığın farkında olmasının
sağlanmasıdır.
Hekimler gerekli gördüğünde psikofarmakolojik desteğin gerekli olduğu
unutulmamalı ve kulaktan duyma bilgiler ile tedavi süreci aksatılmaması elzemdir. Diğer
taraftan , geliştirilen farkındalık ile süreç içerisinde zaman yönetimi, kişisel sosyal iletişimler
için gerekli psikoterapi süreci de gerekmekte ve çocuğun/bireyin bu süreçlerde rahatsızlığın
belirtileri ile baş etmesini öğrenmesi gerekmektedir. Bunun için; küçük adımlar ilkesi
uygulanmalı kısa ve net dönütler verilmeli , davranışlarının etkisi konusunda empati ve
sempati çalışmaları yapılmalıdır.
Eş tanı dediğimiz, eşlik eden diğer rahatsızlıklar devamlı araştırmalı ve bu konuda
gerekli önlemler alınmalıdır çünkü eşlik eden diğer rahatsızlıkların oranı azımsanmayacak
kadar yüksektir % 50-70 gibi ciddi bir oranı olduğu unutulmamalıdır. DEHB tanısı almış
çocuklar/bireylerin yaklaşık olarak %90 ‘nın tedavi edildiği belirlenmiştir. 4
Doğru tedavi gerçekleşmediğinde ise neler olabilir?
Okul çağı ile birlikte akademik başarının, çocuğun yaş normuna göre oldukça ve
hızlıca gerilediği, sosyal iletişimlerde problem yaşadığı ve zaman zaman çevreden “problem
çocuk” tanımlamalarıyla, etikenlenmeler (stigmatization) yaşadığı görülmektedir. Ek olarak ,
süreç içinde gerekli uzman desteği alınmadığında yetişkinlikte de devam eden hayat kalitesini
,akademik başarıyı , iş başarısını hatta kişisel ilişkiler etkileyen ciddi bir problemdir.
ergenlik ve yetişkinlikte ;
a- Düzensiz ve dürtüsel harcamalarda bulunma ya da kumar(gambling) gibi oyunlar
b - Hızlı ve riskli araç kullanımı
c- Öfke kontrol problemleri
d- Maddeyi kötüye kullanımı (alkol , yatıştırıcı ve uyarıcı maddelere bağlılık)
e- Fazla iş değiştirme ,düşük kariyer başarısı
f- Düşük benlik algısı , duygu-durum bozuklukları
Anlaşıldığı üzere sadece çocukluk dönemi rahatsızlığı olmadığı tedavi edilmediğinde ise
ciddi sonuçlar ortaya çıkarabilen , hayat boyu devam eden fakat tedavisi olan bir
rahatsızlıktır.
Psikolog Fatih Burak Görkem Deniz
Özel İlgi Çocuk Tıp Merkezi
KAYNAKLAR
1 (Amerikan Psikiyatri Birliği. (2013). Akıl hastalıklarının tanı ve istatistiksel el kitabı
(DSM-5®) . Amerikan Psikiyatri Yayını.)
2 Edinçler, G. (2012). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların
ebeveynlerinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, diğer ruhsal tanıların sıklığı ve bu
tanıların farklı işlevsellik alanlarına etkileri.
3 Turgay A. Tedavi edilmeyen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun bedeli ve
tedavide yenilikler,1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2009. s.8-48.
4 Öner, Ö., & SA, A. (2007). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu. İçinde: Aysev AS,
Taner YI (Editörler). Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları , 1 , 397-421.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Aysira GENÇ - 11 Mart 2019 16:50
Yazı içeriği çok bilgilendirici nitelikte tüm hiperaktiv çocuğu olan annelerin anlayabileceği kalitede Çok teşekkürler

ANAOKULU GAZETESİ

Körfez Mah. Tertip Sok. No:1 Kat:2 Başiskele KOCAELİ

Tel: (0 532) 548 88 40